Yaklaşık on beş sene önce bir karar almıştım. İş-ev-kitapçı üçgeninde son durakta in, son duraktan bin halka karışma! Gazete okuma! Haberleri seyretme!.
İnsanların umutsuz halleri, düzelmelerinin umutsuz olması ve okuduğum haberlerin psikolojim üstünde kötü etkileri idi sebep..
Her gün küçük yaşta bir çocuğa tecavüz haberi dünyadan ve Türkiye’ den
Her gün yolda birilerine saldırıldığı haberi
Her gün töre cinayeti haberi
Her gün bir insanın başka bir insana verdiği zararın anlatıldığı haberler.
Diri diri yanan bedenler, diri diri gömülen bedenler.
Delirmenin eşiğine gelmiştim. Ki hala da çok çok düzelmiş de olsam asla insanların iç içe çok yoğun olduğu alanlardan kaçıyorum. Kapalı alan korkusu değil açık alanda korkuyorum.Fazla değil bir süre önce internet sitelerinde yazmaya başladım dilim döndüğünce. İşte o zaman tekrar haberleri okumaya başladım gündemi takip edebilmek için. Ve değişen hiçbir şey olmadığını gördüm. Ve bir yazım için tecavüz, özellikle de çocuk istismarı konusunu gazete arşivlerinde tarattım. Gördüklerim, okuduklarım ….
Neyse bugünkü konumuz “ Lolita sendromu ”İsmini aldığı kitap bir dönem büyük tepkiler gören kitap Vladimir Nabokov kitabı.. bir erkeğin üvey kızına duyduğu sapkın sevgi.. Orta yaş üstü bir erkeğin 12 yaşında bir kıza duyduğu cinsel istekle karışık sevgi. Kızılcık dudaklı minik yıldızcık Lolita. şöyle başlar kitap:
“Lolita, hayatımın ışığı,kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-li-ta; dilin damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-li-ta.Sabahları ayağında çorabının teki, bir elli boyu ile Lo idi, sadece Lo. Ayağında gündelik bol pantolonu ile Lola. Okulda Dolly. Kayıtlardaki noktalı çizgilerde Dolores. Ama benim kollarımda hep Lolita idi.”
Çocukluğunda derin bir acı ile yıkılmış bir erkeğin kaybettiği çocukluğunu araması denilebilir kısaca.Kitaptan daha fazla bilgi vermeyeceğim okumak isteyen alsın okusun. Filmi de yapıldı iki kere..Uzun zamandır ötelediğim bir konu idi. İçimden yazmak gelmedi fakat daha önceden forum da tartışılacak konu olarak bu belirlendiği için girişi yapmanın uygun olduğunu düşündüm..
Öncelikle ailelerin rızası ile öldürülen çocukluktan bahsetmek isterim.
Ülkemizde kanayan bir yaradır çocukların evlendirilmesi. Kendinden yaşça büyük bir adama kurbanlık koyun gibi satılırlar. Neden kurbanlık koyun dedim.. bir gelenek vardır. Kurban edilecek koyun süslenir püslenir hatta boncuk dizilir alnına.. aynı buna benzer çocuğu bazen gelinlik bazen de yöresel adetlere göre süsleyip duvağı alnından aşağı sarkıtıp, boynuna, koluna altın dizip kocaya vermek..Nedeni kısaca şöyledir:
Toplumun ahlaki yapısı ve özellikle temelini aldığı dinin sınırlarını çizdiği “namus” kavramı..Aile kızlarını “eri”ne verene kadar bacak arasındaki zardan sorumlu olarak görürler. Zarı koruyalım derken çocukluğunu yaşamasına izin vermezler. Çünkü yerinden hafif kıpırdamış zar alınlarına sürülen büyük lekedir. Zaten böyle başlayan hikâyesi çocuk-kadın kurdele ile süslenmiş hediye paketi şeklinde gittiği kocasının evinde de pek farklı değildir. Ama o kısımları şu an konu dışında.
Çocuk-kadın oyun oynayacağı yaşta bir erkeğin trombolini olur. Öfkesini boşalttığı kum torbası olur. Kendi çocuk iken içinde bir çocuk taşır minik matruşkalar. Memesinden o adamın bebeklerini emdirir..
Ve tecavüz. Geçenlerde 12 yaşında sanırım dayısının tecavüzü sonucunda hamile kalan ve o annenin (?!) hiç fark etmediği çocuğun doğum yaptığını okuduk. Ondan önce 17 aylık bebeğe tecavüz edildiğini okuduk.
Nedir fırfırlı etek giyen daha erkek çocuğundan ayırt edilecek vücuda sahip olamayan kızlarda erkeklerin ilgisini çeken şey?
Ve bir erkek neden kendinden daha genç birini cinsel olarak arzular?
Kadınlar da kendinden daha genç bir erkek ister mi?
Şöyle bir düşünelim.Kendinden yirmi yaş küçük bir kadını cinsel partneri olarak seçen erkeğin amacı ne olabilir?
Orta yaşın çok üstünde bir erkek daha genç kız sayılacak bir kadını nasıl eşi olarak görebilir?
Erkek kendi üreme organlarının daimi sahibi iken, kadının üreme organları biyolojik saate bağlıdır. Bir erkek çok ileri yaşlarda da olsa gençlik dönemindeki kadar olmasa da üreme yeteneğine sahiptir ama kadın belirli bir yaştan sonra üreme yeteneğini kaybeder. Ve bir erkek her yaşta yeni bir aile kurup çocuklar edinebilir ama kadın bunu yapamaz. Yaşlanan bir adam çekici genç bir kadın gördüğünde onu kızından öte gelecek çocuğunun annesi olarak tahayyül eder ve bu da o kıza karşı cinsel istekler duymasını sağlar. Ama kadınlarda durum farklıdır hem toplumdaki dayatmalar hem kendi biyolojik yapısı gereği bir kadın genç bir erkek gördüğünde onu kendi oğlu gibi görür.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder