26 Nisan 2008 Cumartesi

Işınlar mısın Beni Scotty?!

Çocukluk dönemimde “yıldız savaşları”, “uzay yolu” gibi filmler vardı. Her birini kaç kere seyrettiğimi bilmiyorum bile. “dünyayı kurtaran adam” filmini bile belki onlarca kez seyretmişimdir. Motosiklet kaskı ve başka filmlerden kesilip alınmış sahneler..

Ama tüm bu filmlerde beni en çok şaşırtan şey bileklerindeki telefon-saatlerdi. Görüntülü Uhura ile konuşmaları idi. O dönemlerde olabilirliğine inanmam cep telefonunun kullanımı ve yaygınlaşmasına şaşırmama yol açtı.-zaten bilimkurgu okuru olarak beni şaşırtacak bir keşifin olabileceğini de düşünmüyorum-

-ışınla bizi (saatteki Scotty'e söylüyor)

Hoop Mr Spack ve Kaptan Kirk önce bozuk karıncalı tv görüntüsüne dönüşüyorlar sonra gemide geri bedenleniveriyorlar.

Şimdilerde kullandığımız cep telefonlarını Kaptan Kirk görse hayranlıkla seyreder “vayy be”der. “25.yy da bile böylesi yok” der gevrek gevrek.

Cep telefonu hayatımızı kolaylaştırdı. Buna amenna.. istediğimiz yerde, istediğimiz anda ve istediğimiz kişi ile hanek yapabiliyoruz. Cep telefonu ile müzik dinleyebiliyoruz. Radyo dinleyip televizyon seyredebiliyoruz. Cep telefonu ile fotograf çekebiliyoruz ve artık karşıdaki kişi ile karşılıklı görüntülü olarak konuşabiliyoruz.

Ve her güzel şeyin kötü olan tarafları da var..

Heryer demiştim evet her yer herkesin kişisel telefon kulubesi gibi. Dolmuşlarda, cafelerde, işyerinde, hemen yan bankta.. evde yapacağı dolmanı ayrıntısından tut, karşı komşu Feride’ nin giydiği eteğin nerden alınmış olabileceğine dair dedikodulara, aile problemlerinden tut, işyerinde yaşadığı günün detaylarına kadar her şeyi dinlemek zorunda kalıyoruz.

Beni en çok sinir eden konulardan biridir bu. hiç tanımadığım insanların kendilerini dikkatimin tam odağına yerleştirmeleri. Bu karşıdaki insanı sahiplenmektir mülk etme isteğidir. Beyninin içine girmek orda yer edinmek, algılarının içine kendini sokuşturmaktır.

Burada bir ek bilgi: hafızam oldukça iyidir. İnce ayrıntılara kadar her şeyi hatırlamak gibi bir problemim var. Yoksa insanlarla bir problemim asla olmaz. Sadece hiç tanımadığım bir insanın eşine telefonda “domates soslu makarna ve yanına cacık yap” demesini dinlemek ve gece geç vakitte “acaba sos acı mıydı” diye düşünmek istemiyorum.

Şimdilerde ışınlanma konusunu derin derin düşünür oldum ve korkar oldum. Birden sittin sene önce ilişkiyi kestiğin bir tanıdığın seni göresi tutar ve sen tam tuvalette iken yanı başında bitiverir.
Çok korkuyorum çokk!

bu arada aklıma takıldı. Kaptan Kirk 'ün emredici tarzda "ışınla bizi" demesi kötü. Biraz daha kibar sorabilir mesela:

-Scottyciğim lütfen sana zahmet olacak ama bizi ışınlayıverir misin?

böylesi bence daha iyi.

Hiç yorum yok: