Yaklaşık iki hafta önce Camille ile msn de sohbet ediyoruz. Pazar günü.. normalde Pazar günü tek çalışmadığım gün –bazen Pazar dahi çalıştığım oluyor –
Saat oniki ye doğru uyandım saçlarım karman çorman ve üzerimde pembe pijamalarım..
Uyanır uyanmaz gelişim puanlarım geldiği için direkt olarak internetteki oyunumun başına geçtim.
Yaklaşık bir yıldır aynı oyundayım. Yarattığım sanal karakter aslında benimle taban tabana zıt. Çok hassas ve oldukça arkadaş canlısı. İki –üç gün oyundaki diğer karakterlerle ilgilenmezse veya diğer karakterler onunla ilgilenmezse morali bozuluyor ve hastaneye düşüyor. Bir de her şeyden çabuk sıkılıyor. Spor salonunda antremana bırakıyorum daha birinci güncellemede :
“Amaaan... Devamlı aynı şeyleri yapmak çok sıkıcı yahu.”
Şeklinde mesajla ve gene kırmızıya dönen ruh hali ile karşı karşıya kalıyorum. Hastane bekçisi oldu benim sanal karakter. Bir heavy metal grubunda klavye ve akustik gitar çalıyor. Sesi berbat olduğu için(sesi geliştirmedim) vokal veya geri vokalde değilim. Sanat kariyeri bu şekilde devam ediyor. Ehh, para da gerekli şimdilik ceo luk yapıyor. Ama ileriye doğru vali olacak, tabi ki hastanelerde moral bozukluğundan ölmezse..
Oyunumla ilgilenirken msn i de açtım. Camille online idi sohbete başladık.
Camille ile kardeş gibi olduk. Hemen her olaya bakış açımız ve tepkimiz birbirinin aynısı..9. nesil kardeşim (o şimdi çaylak!)
Onunla birlikte yazamadan uçmuştum sözlükten ama dostluk köprüsü Avasas bizi tanıştırdı. O günden beri müzikten başladık her konuda konuştuk. İşin güzel tarafı benim gibi karşısındaki ile fikir paylaşımına değer vermesiydi. Öyle ki oturduğumuz şehirleri bile konuşma arasında tanışmamızdan yaklaşık bir hafta sonra öğrendik. Yani biz “nerelisin, adın ne,ne yer ne içersin ya da meslek nedir” ekseninde dönen kısır sohbetlere girişmedik hiçbir zaman.
Bunca zaman konuşunca insan karşılıklı görerek sohbet etmek istiyor. Karşılıklı açtık kameraları. Ama ilk cümlesi:
“aa senin pijamaların pembe hatta fuşya” demek oldu.
Geçenlerde ortak arkadaşımız Handan blogunda çantaları döküştürünce hepimizin pasaklı olduğu ortaya çıktı.
Camille Handan'ın kırmızı aksesuar ve ayakkabılarına taktı benim de pembe pijamalarıma.
Canım benim ya senin taktığın o kocaman yüzüklere ne buyurulur? Ve o yüzükler yüzünden her tarafı çizilen gözlüklerine ne buyurulur?
Üçümüzünde stili farklı Handan siyah ve kırmızıyı seviyor daha uç noktalarda ve etnik takılardan hoşlanıyor.
Ben rahat olduğum sürece sorun yok. Kot, atlet ve spor ayakkabısı tercih ederim.
Ama bizim Camille (Fraulein Rottenmeier) Audrey Hepburn tarzı 60’lara ait kıyafetleri tercih ediyor. Ve bol bol yüzük.
Camille şu anda tatilde…
-aslında hemen hemen tanıdığım bütün arkadaşlarım tatilde-
Avasas tatilde idi (neyse ki döndü)
Bu sene tatil yapabilme olasılığım çok düşük. Geçen gün Handan’ın aklından geçenleri okurken benim de yaklaşık aynı şeyleri aklımdan geçirdiğimi düşündüm ve tam o sırada sanki düşüncelerimi okurmuş gibi Camille’ den mesaj geldi:
“deyrul zafarandan bir sürü yüzük ve küpe aldım”
Nispet yapıyor Fraulein Rottenmeier!
Ben de sizin tatil için hazırladığınız çantaları tekmelemezsem Erzsebet demeyin bana-Camille ‘ in dediği gibi vampirlerin anası diyebilirsiniz-
Sıkıntıdan uzayı yine yeni yeniden keşfe koyuldum. Gros Calin ile sohbet ettik uzay üzerine. Harika bir sohbetti. Nebulalar, pulsarlar, kara delikler, galaksiler, uzay-zaman, molekuler hafıza, birinin başından geçmiş gibi anlattığı olayı aktardım o da bana bu bir fıkra dedi.
Ya Gros Calin:
“ farzet ki ben bir ağacım”
Evren muhteşem! Bu minicik mavi kürede gözlerimizin seçebildiklerini görüp hayran kalıyoruz ya geri kalanı?
Tabi Pollyanna olmaya karar verirsen beterin beteri var demek de mümkün. Pazar ben bunlarla ilgilenirken köşede çaktırmadan online olan Jade ‘ i gördüm.
-N’aber Jade?
- işyerinde çalışıyorum. Nasıl olmamı bekliyorsun ki?
Garibim yetişmeyen işleri yüzünden Pazar mesaisine kalmış.
Jade, canım senin gibi çalışkan bireyleri hep Pazar günleri görmek isteriz ofislerinde!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

4 yorum:
niye tekmeliyorsun çantalarımızı yaaa! sen de gel tatile hey allahım, ben gidince tatile, yeni oyuncağımla bir sürü fotograf koyacağım bloguma, blogumu da tekmele göreyim seni:))))
tekmelerim tabi.. ben tatile gidemiyorum herkes güzel güzel tatil anıları ile dönüyor. kimi bir sürü yüzük , küpe bilezik almış 500 adet fotograf çekmiş.
kimi antalya 'da tatilin tadını çıkarmış.
şimdi de sen gidiyorum diyorsun.
ben de sizin bloglarınızı yorum terörüne maruz bırakacağım.
ben gidemiyorum tatile:( belki 2-3 günlüğüne bir yere kaçabilirim. ama fazlası yok.
Döndüm işte mutlu musun kıskanç!
vallahi öyle koca koca süryani yüzükleri, küpeleri aldım ki! Urfa kıyafetleri, renk renk (bi tek penpesinden takmadım, mor, turuncu ve tabi yeşil hepsini taktım) puşilerle sıra gecesi yaptık ki, senin tekmelerin benim çantalarıma vız gelir, tırıs gider:))
vampirlerin anasııı:)
:)) dönmene çok sevindim.. evet inkar etmiyorum ki kıs-kan-cım...
yüzük aldığını zaten bir çok kere telefonda bir çok kereler sms ile bildirdin:)))) ayrıca almasan şaşardım.
sahi hiç sahafa uğradın mı?
ve çektiğin fotograflardan ben de istiyorum sakın unutma!!!
Yorum Gönder