Normalde en nefret ettiğim şeydir giderken ardıma bakmak. giderim sadece. biter.. haksızlığa uğradığımı düşündüğüm an giderim. savaşmanın bir anlamı yoktur. Yazarken de sansür o yazının sahibine (yazarlık gibi bir iddiam asla olmadı) en büyük haksızlıktır. bu öğrendim ve bitti. Son yazım ve sansür mağduru diğer arkadaşlarımın yazısı ile bir milyon fikir ya da hakettiği adı ile sadece bir fikirdeki yazılarıma son verdiğimi belirtmek isterim
benim yazım:
Vezirler huzura çıkmıslar:
- Padisahım, hazinede para kalmadı.Yeni vergilere ihtiyacımız var,
diyerekten.. .
Padisah, kavugunun altından kafasını kasımıs,
- Eeee! Ne vergisi koyalım?, demis...
- Köprülere adam koyalım, geçenden bir akçe alsınlar!
Padisah,
- Tamam, demis.
Aradan bir süre geçtikten sonra sormus vezirlerine:
- Tepki var mı?
- Hiç bir tepki yok!
- Iyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!Aradan bir süre geçmis, Padisah:
- Var mı şikayet?
- Yok!
Halkının tepkisizligine kızan Padisah, gürlemis:
- Köprülerin ortasına da adam koyun, gelip geçeni becersin!
Aradan birkaç gün geçmis, halktan bir tepkinin olmamasına içerleyen Padisah, çagırmıs vezirlerini,
-Halkı dinleyelim hele bir, demis.
Gitmisler köye, Padisah sormus:
- Var mı sikayet?
Ses yok.
Padişah tekrar :
-Var mı sikayet? Şikayeti olan söylesin!
diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmus:
-Padisahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!..
- Eeee!, demis Padisah bir umutla...
- Aksamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, eve geç kalıyoz, bir adam daha koysanız...
Tabi ki bu bir fıkra halkımızla insanımızla sitemizle alakası yok!!!!
Bir milyon fikire saygımız var söyleyin marşı çocuklar!!
Yürüyelim kim tutar bizi!!!
Her fikire açığız ne de olsa!!!
Yeni olana açız ne de olsa!!
Koyun olmaya sürü üyesi olmaya karşıyız ne de olsa!!
Bir iç eleştiriyi kaldıramayan site de ben de yokum!
Köprü ortasına İKİNCİ ADAMI isteyenlerle devam edin yolunuza!!
Dostum kalem arkadaşım Handan' ın yazısı :
bir milyon fikir sitesinde yayınlanmayan yazım*
bir milyon kutu
kafamı dağıtmak için yazmalıyım. mesela bir milyon fikir den sürekli şöyleyiz, böyleyiz, şu kadar okunduk temalı mail/mailler almak istemiyorum. hele hele
- yaşasın bir milyon fikir
- yaşasın 1 mayıs
diye ilkokul seviyesinde duygulanımlarla bezeli mailler almak HİÇ! 1 Mayıs herkes için farklı anlamlar ifade eder; kabul. ve fakat farklı anlamlar ifade etse dahi böyle bir ilkokul tepkisiyle alt alta düşülen cümlelere malzeme edilmesi hiç ama hiç hoşuma gitmedi!
insanların, bayram kutlamak isterken öldürüldüğü, öldüresiye dövüldüğü, sakat bırakıldığı, üstüne ''kan'' gibi kırmızı boyanın sıkıldığı bir gün, bir milyon fikirde yazmaya başlayan 10 yeni yazara hoşgeldin demek için olsa bile; onlara teşekkür etmek için böyle alt alta cümlelerin gelmesini içime sindiremedim. başka bir olayda da bu tavrı görmek istemiyorum. herkes kendi yaşasın bayramını/hissini/düşüncesini; kimse bana 10 yeni yazara ''hoşgeldin'' demek için enter enter yazılmış sevgi böceği mail yollamasın.
ayrıca sitenin ayrılmaya çalışıldığı yazı konuları da hiç mi hiç ilgimin alakamın olmayacağını da beyan edeyim. okul duvarındaki mevsimler köşesine yazmaktan vazgeçeli çok oldu. tek bir yazıda hatta cümlede bütün grupları ilgilendiren yazı bile yazabilecek ben, böyle bir kural ve ayrıma gitmeyeceğimi/gidemeyeceğimi beyan edeyim. ayrıca karakter yaratma konusundaki yazma becerimi de herkes bilir; pardon okuyanlar bilir olsun burası:)
o yüzden rica ederim bana böyle aman burası kadın kutucuğu, buradan şu sorumlu, burası erkek kutucuğu buradan bu sorumlu diye açıklama/bilgi maili de atmayın. yazarken aklımdan geçti; erkek kutucuğunun sorumlusu lezbiyen, kadın kutucuğunun sorumlusu gay olursa kabul edebilirim bu ayrımı ve yazıları o zaman dikkatle okurum.
kategorizasyondan hoşlanmıyor ve reddediyorum. hasan c. ye de bu konuda rahatsızlığımı belirteyim bu vesileyle.
- hasan hasan, adı üzerinde bir milyon fikir; 1 milyon kutucuk başlığı açmayı mı düşünüyorsun. gel vazgeç bu işten; isteyen, istediği gibi, istediği zaman yazsın; sen sağ, ben selamet, site şahane.
biz, iş/ev ve düzen isteyen her hücremizde/yaşam alanımızda zaten düzene batmışız boğazımıza kadar! bir de sen sitede düzen de düzen diye tutturma lütfen;
uyumsuzluğunun uyumu, uyumdan evladır.
bir cümle de kitap kapmanyalarına yönelik;
ben, kitap kampanyalarını beyaz ve gri türklerin mastürbasyonu olarak görüyorum!
evet, orada bir köy var uzakta gitmesek de, çalışamasak da, anlamasak da kitap yollayıp kendimizi rahatlatalım bu coğrafyaya yönelik iyi bir iş yaptığımız, çocuklara faydalı olduğumuzu düşünmek vesilesiyle.
yok öyle bir şey!
kitaplığının ''olmasa da olur'' diye ayıklayıp yolladığın kitaplarla oradaki çocukların derdine derman olamazsın. boşuna ne kendini, ne onu, ne de beni kandırma/kandırmaya çalışma! bir zamanlar kıyafet yardımlarını ayıklayıp dağıtma görevini yaratmıştık kendimize deprem bölgesinde gönüllü çalışırken; 12 kasım'daki depreme askılı gecelik/payetli bluz vb. yollayan yardımseverler olduğunu gördüm, ayıkladığım kıyafetlerden dolayı! işte, aynı sebepten kitaplığını ayıklayıp yolladıklarının kimseye faydası olmaz. lütfen arada tek tük ''ama ben şu klasik kitabı yolladım'' tarzı çıkışlar gelmesin; gayet genel konuşuyorum, özel olarak kim ne yollamış bilmem olası değil tabii ki.
ha sen rahat mısın orada yaşamayan biri olarak diye bir atağınız hasıl olabilir; evet, gayet rahatım bu eleştiri ve düşüncelerimi yazarken; doğuda bu eleştirileri rahat rahat yapabilecek kadar çalıştım. zorunlu hizmet yapmayayım ama kitap kampanyası açılınca kitap yollayayım diyenleri samimi bulmuyorum.
sizin kitaplığınızın eski kitaplarına ihtiyacı yok o çocukların; doktora, öğretmene, babalarının/annelerinin çalışacağı işe, ekmeğe, güvenliğe ihtiyaçları var.
****** ****** ******
hamiş: bu yazıyı hasan c. ye yolladım. ve fakat kendileri önce bunu bir iç mail olarak değerlendirdiğini söyledi. öyle olmadığını siteye ''yazı'' olarak yazdığımı ve bu yazıyı yayınlamazsa sitede artık yazmayacağımı, zira, bunun bundan sonrası için, böyle her yazımda ''yayınlanacak mı/yayınlanmayacak mı'' duygusunun başlangıcı olacağını söyledim.
hasan c. nin 2. teklifi yazıyı mail iletisi olarak iç iletişime yollayabileceğiydi. bunu da kabul etmedim.
3. önerisi ise ipleri tamamen kopartan bir öneriydi! hasan c. yazımı düzenlememi-elden geçirmemi istedi. bunu da yapmayacağımı ve ilk söylediğimin geçerli olduğunu tekrarladım. ve ipler koptu! siteyi eleştirecek -bugün bu yarın bir başka konu olabilir- bir yazım sayfaya girmiyorsa orada yazmaya devam edemem. bilenler bilir ki ''gitmeyi severim'' işte, bir milyon fikir sitesinden de böyle gittim.
adres: http://handannkaleminden-handan.blogspot.com/2008/05/bir-milyon-fikir-sitesinde-yaynlanmayan.html
Ve diğer kalem arkadaşım Ayhan Ünlü' ye ait yazı :
1 Milyon Sansür !
Bir Milyon Fikir, Bir Milyon Sansüre dönüştü.
Son günlerde iyice garip işler olmaya başladı 1 Milyonda.
Bu site tüm kuruluşunu On Punto memnuniyetsizliği ve
oradaki yöntemleri ve sistemi eleştirmek üzerine kurdu.
Ki eleştirilerin bir bölümünde haklılık payı da vardı.
Burada sevdiğim ve değer verdiğim insanların olması benim de
buraya gelmeme neden oldu. Ancak başından beri de temkinli olmayı
tercih ettim. Buraya verdiğim emeği abartıyor filan değilim.
Sadece şunu belirteyim.
Bu gün geldiğimiz şu noktada kullanılan yöntemler
On Punto’da şikayet edilen yöntemleri aratmayacak yöntemlerdir.
Daha önce de yazdım ON PUNTO’da bir tek kelimem bile sansür edilmemiştir.
Hürriyetin ON PUNTO’sunda ben Yurtsan Atakan’la da, Ertuğrul Özkök’le de
sonuna kadar dalgamı geçmiş ve eleştirmiş bir yazarım.
Merak eden gider arşivlere bakar.
Tek bir kelime duymadım ON PUNTO yönetiminden.
Ne de küçücük bir ima.
1 Milyondan da duymadım doğrusu.
Kendi açımdan ciddi bir sansüre de uğramadım 1 Milyon'da.
Bir tek kez hariç.
Onu da anlayışla karşıladım.
Biraz fazla gelmiş olabilir dedim.
Büyük mesele çıkarmadım açıkçası.
Ufak tefek bile olsa bazı insanlarla aramda kişisel tatsızlıklar oldu.
Kendisinin affına sığınarak yazıyorum burada aslında kimseyi ilgilendirmez ama Handan Tay mesela.
Kendisi ile can ciğer kuzu sarması da değiliz.
Ancak Handan değerli bir yazardır benim için.
Kendisi bilmez ama buraya geliş nedenlerimden birisidir Handan.
Şimdi gidiş nedenlerimden biri olduğu gibi.
Eğer bu insan aynı yorumu kendi yazılarına 15 kez yazmak durumunda bırakılıyorsa durup düşünmek gerek.
Ki benim yazılarından tanıdığım Handan bunu kolay kolay yapacak bir insan değildir.
Handan’a yapılan nedir bilmiyorum.
Bilmek de istemiyorum açıkçası. Anladığım kadar siteyi eleştiren bir yazı yazmış.
Fark etmez. Sebep ne olursa olsun hakaret içermedikçe hiçbir yazı sansürlenemez.
Beğenmiyorsan oturur bir cevap yazarsın. Mademki Yazarsın. Otur yaz kardeşim.
Sansür ne demek oluyor ?
Fark etmişsinizdir. Benim de son yazımda bir yorum silindi.
Bir başka arkadaşımın bana yazdığı yorum.
Erzebet son yazıma uzun bir yorum yazmış.
Bir de baktım yorum yok. Orada da belirttim.
Yorum bana yazılmış. Benim yazılan yorumdan bir şikayetim yok.
Üçüncü kişiye ne oluyor ?
Hukuki bir sorun varsa, ki yok ve bunun sorumluluğundan kaçacak insanlar değiliz.
Beğenmediğiniz On Punto'da bile yazınıza gelen yorumu sadece
siz silebiliyordunuz. Yazınız beğenilmiyorsa manşet olmuyordu,
belki sıcaklara alınmıyordu ama sansür edilmiyordu.
Blogunuzda kalıyordu yazınız.
Burada yorum yazıyorsunuz onaylanacak mı onaylanmayacak mı bekliyorsunuz.
Birilerinin keyifleri olacak mı, olmayacak mı ?
Bir bakıyorsunuz yorumunuz silinmiş.
Bir bakıyorsunuz size yazılan yorum silinmiş.
Kısacası istenen 1 Milyon Fikir sadece duymak istedikleri gibi ve işlerine gelen
1 Milyon canım cicim muhabbetidir.
Daha önce de iç dolaşıma bir mektup sokmuştum.
Profesyonellikten uzak, kutucuklara ayrılmış
okul gazetesi tarzı yaklaşımların buraya zarar vereceğinin altını çizmiştim.
Bir uyarıydı aslında o mektup.
Ve sormuştum o mektupta,
Bizi burada bir arada tutan ne ?
Kendimce ne olması gerektiğini de söylemiştim.
Yazı.
Burayı yazının cenneti, cehennemine çevirmek.
Yazının Kabesi yapalım demiştim burayı.
Dini inancım olmamasına rağmen, inancı olanları düşünerek.
Sansürün ve Küfrün, hakaretin kabesi oldu bir anda ortalık.
Felaket bir batı düşmanlığı, hakaretvari tükrük saçan kelimeler.
Bir yazıda bir elinde Fromm kitabıyla ilan-ı aşk muhabbeti,
bir sonraki yazıda Batılı olan her düşünüre küfür.
Sevmenin o sanatını Lise yıllarında okuyanlar var aramızda arkadaşlar.
Ayıp oluyor.
Ayıp.
Kadın haklarına sahip çıkan, 1 Mayısa sahip çıkışı bile
tüyler ürperten sevgili editörümüz Çocuk yazarın
kadın ve insanlık düşmanı faşistçe yorumlarına tahammül edebiliyor,
ancak bu mekanın en sağlam yazarlarını sansürlemek cüretini kendinde bulabiliyor.
Kısacası bu mekan benim için durulabilecek bir mekan olmaktan çıkmıştır.
Uzun süredir bir yığın sorun yaşıyordum zaten.
Ancak editör bilgisayarından akrabalarına,
asistanlarına sahte yorum yazmaya yazdırmaya kadar vardırıldı iş yahu.
Pes yani. Pes.
Kimse salak değil burada.
Herkesin yazdığı tek cümlenin bile nerelerden kırpılıp
nereler kullanıldığının farkında olduğumu defalarca yazdım.
Ancak nafile.
Kimse bana bu mekanda hiç bir açıklamayla gelemez artık.
Dinlemem.
Burada yazmanın koşulları benim için bitmiştir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder