Kentler ve kadınlar ne çok benzerler, kokuları, kuytuları, sıcaklığı, kaldırımları
Kalkütadır kadın, Paris, Londra, New York, Tokyo, İstanbul’ dur kadın..
Güneşin tepeden yaktığı kaldırımların sıcaklığıdır, yeni uyanmış kadının vücudunun sıcaklığı
Yağmurun hemen ardından gelen sokak kokusudur, yağmurda ıslanmış kadının saçlarının kokusu..
Sürekli bir noktadan bir başka noktaya akan kentin hareketidir, kadının heyecanlandığında nabzının atışı
Çıplak kadın gibidir kent hiçbir şeyi saklamaya izin vermeyen güneşin altında
Sahip olduğunu düşündüğün an başka kentte olmayı dilersin ya,
Başka kadınlar başka kentler…
Hep bir başkasında olmayı istemek..
Hep özlemle geri dönmek..
Alışkanlığımızdır kadın ve kent..
Nefretimizdir kadın ve kent..
En kuytu özlemlerimizdir kadın ve kent
Dolaşmadığımız caddesi kalmadığı halde, hala bilmediğimizdir kadın ve kent
Asla çözemeyeceğimizdir…
Bir arkadaşımın yazdığı bir şiiri de eklemek isterim. Cengo-El Loco- teşekkür ederim, iyi ki varsın her zaman ol-çok bencilce biliyorum-
KENT VE KADIN
Kenti soludum bir akşam karanlığında
Sokak lambalarını emiyordu akşam
Kentin en büyük caddesinde
Koşuşturan arabaların
Kırmızı gözleri vardı
Kentte geziyordu kadın akşam
Elleri göğsünde bağlı
Kent bulaşıyordu elbiselerine tenine
Buram buram şehri soluyordu kadın
Yaşlı bir kadın gördü
Kadın kenti taşıyordu omuzlarında
Aslında kent omuzlarına çöküyordu kadının
Titreyerek dizleri yavaş yavaş çöküyordu
Bir akşam kadınlar yürürken kent kokuşmuşluğunda
Kendi kentime ettim demişti
Kenti kendime ettim diye tekrarladı
Hüzünlüydü
Kentin kaldırımları kadar hüzünlü
Düzeltti
Aslında kendi kendime ettim galiba
Hızla uzaklaşırken yanından
Geri dönüp seslenmiştim
Senin de kentinin de içine edim
Şimdi ikimiz ayrı kasabayız
Yolları asla birbirine çıkmayan
Kentleşmeye uğraşıyoruz bıkmadan
Aslında o akşam
Aydınlatma direklerinden birine asmak istemiştim kendimi
Bir rakı şişesine astım
Kimse dönüp bakmadı
Bu akşam gibi bir akşamdı
Telefon kulubeleri taşıyordu kentden
Yürüyerek konuşanlar, evlerinden konuşanlar
Hatta kırmızı gözleri olan
Canavarlarda bile vardı telefon
Aslında telefon kablosuyla boğularak ölmek
İyi bir ölüm şekli olurdu
Ne konuşuyordu ki bu insanlar böyle
Her dakika, her saniye
Kenti kendime çevirmiştim
Kendi kentimi lanetlemişim
Kendi kendime etmiştim
Kadını sevmiştim
O şimdi bir yerlerinde kentin
Akıllı molekul ile kendini ve elbiselerini yıkıyordur
Benden ve kentimizden arınmak için
Ama çıkarabilir mi kentin kokusunu ve yaşanmışlıkları
Bilinmez
Ben ise kış yağmurlarında yıkandım
Yapış yapış olduk ben, o ve kent
Çırılsıklam o oldum
Sırılçıplak kaldı kent gözyaşlarımdan
Bir yanım o oldu, bir yanım kent
Ben ise bir kasaba
Hala kent olmaya çalışan
Cengiz A. –El Loco- 9/11/99, Kadıköy
Yazı: Erzsebet Bathory
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder