28 Mayıs 2008 Çarşamba

Orda Bir Ada Var Uzakta, İşte O Ada Benim

Uzun zamandır çalışan herkes gibi ben de emeklilik dönemlerimde dinlenmek ve sukunet isteyenlerdenim. Gürültü, teknoloji ile uzun yıllardır haşır neşir olmak ve kalabalığın içinde sürekli bir iğne tanesi olmak beni yordu. Evden işe, işten eve nadiren çık dışarı arkadaşlarla, alışveriş yap hayatım bu rutinde devam ediyor tıpkı herkes gibi.

Geçenlerde Handan’ ın asmalı ev hayalini okuyunca gözümün önünde istediği ev canlanıverdi. Anlıyorum onu.. deniz ya da göl istiyor durgun bir su görmek istiyor yani dinginlik istiyor hayatına. Yeşil renkler ağırlıklı istiyor çevresinde yani huzuru, barışı bulmak istiyor. Ve her şeyden güzeli sırtını salıncağa dayayıp tembellik yapmak istiyor.(aslında ben onun tembellik yapabileceğine inanmıyorum. Hamarattır o. Hiçbir şeyle uğraşmasa bile sebze, meyve yetiştirir bahçesinde. İlla ki bir şeyler ile uğraşmak ister o)

Ben de dün gece düşündüm bunu, hatta düşüncelerime kardeşimi de ortak ettim.

Ben asmalı ev ya da sahil kasabasında pembe pancurlu bahçeli bir ev istemiyorum. ben bir ada istiyorum şöyle 300 metre kare. Ada üstünde bir ev evin üç tarafı denize sıfır bir adette palmiyem olsun. (ıssız adanın sin qua non’ u palmiyedir)

Şimdi ben tembel biriyim, bahçe işinden hiç anlamam. Balıkçılık da yapamam korkarım bir kere böyle canlı canlı kımıl kımıl gördüğümde. Haliyle Pazar alışverişi için karşı adaya gitmem gerek. Kapı önünde herkes araba ister, ben sandal istiyorum. Motorlu olsun kürek çekmek derdim olmasın. Zira ben o kadar güçlü değilim.

Pazar alışverişine gideceğim ada muhakkak yakınlarda görebileceğim bir mevkide olmalı. Çünkü yön duygum yoktur. Sağ ve solu bile karıştırırken engin denizlerde kaybolurum ben. Sonra sandalım alabora olur. Yüzme de bilmiyorum ölür gider balıkları yemeği düşünürken onların öğle yemeği ben olurum.

Bu hayalleri kurgularken gece, aniden aklıma ne kadar bahtsız olduğum geldi. Malum kelepir bir ada bulmam gerek. Kalkıp ünlü film yıldızları gibi binlerce kilometre karelik yavru-kıta alamam. İşte bi palmiye birde ev sığacak. Üçyüz metre kare yeterli.

Ya bu kelepir ada yüzyıllardır uyuyan bir yanardağın krateri ise, Ya ben evimi yapıp yerleştiğim gece uyanmaya karar verirse?

Ya da benim kelepir adam bir atol ise.. ya bana onu gel-gitlerin git kısmında kakalamışlarsa?
Bir uyanıyorum ev yarıya kadar su ile dolu. Halılar, koltuklar, televizyon kitaplarım suyun altında..

Ya ben adama taşındıktan sonra minik bir tsunami adamı yerle bir ederse?

Ya komşu adanın halkı keçilerini benim palmiyem ile doyurmaya kalkarlarsa?

Ada sahibi olamadan sorunları beni buldu iyi mi?

Şimdi keçiler için çözüm, adamı çitle çevirmek bir de bayrak dikerim kimse giremez. Çit yetmez yahu.. dört metre uzunluğunda duvar ördüreyim. Duvar üstüne cam kırıklı beton, bir de elektrik verilmiş dikenli tel.

Atol adası veya krater olmadığını anlamak için ise, jeolojiden anlayan birkaç arkadaşa rica edip inceletmek gerek.

Yiyecek ve su sorununu herhalükarda çözdüm. Sandalım var, karşıda da bir ada var. (bu arada ada almak için tüm paramı bitirirsem ne yaparım bilemiyorum. Bu hayal ancak şöyle vücut bulabilir: adayı taksit ile alacağım, emekli maaşının yarısı takside kalan yarısı da ihtiyaçlara gidecek)

Kanapenin üstünde konuçlanıp tv karşısında geçireceğim kalan yıllarımı. Arada kalkıp internette gezineceğim, Cengo’ yla, Handan’ la, Camille ile, ailemle, kızımla chat yaparım.

-Arada gelin beni ziyarete! Palmiyemin altında rakı içeriz. Size Hindistan cevizi ikram ederim(yahu tadı hiç güzel değil) yok ben size portakal ikram edeyim.

2 yorum:

Unknown dedi ki...

Küçük Prens'e benzemişsin:)
yalnız ben portakal da sevmem. hem rakı ve portakal ne alaka? sandalınla gider çarşıdan erik alırsın bir zahmet, sevgili hasbi tembel er!
yalnız 300 metrekare adana da televizyon koyuyorsun ya, pes diyorum sana!

Erzsebet dedi ki...

evet :)) keçiler baobap ağacı, palmiyem "gül" evet sevdiğim bir kitap olması sebebi ile benzemesi kaçınılmaz.

karşı adada ya hindistan cevizi ya da portakal bulunması yüzünden portakal. ya eriği gelirken sen getirsene!

televizyon olmadan olmaz. sıkılırım. film seyretmek isterim bu arada cidden tembellikte hasbi' den bir adım öndeyim sanırım