“normal insanlar derinde bir yabancı korkusu ile yaşarlar.insanlık tarihinde yer alan linç, soykırım ve benzer “nazik” olaylar göz önüne alındığında bu hiç şaşırtıcı değildir” Arthur C. Clarke
tarzı olmamasına ve film boyunca “etkilenmeyecek bir insanı tanımak bile istemem” dedirticek duygusal sahneler olmasına ve “kolay anlaşılabilen” bir film olmasına rağmen Lynch’ in en güzel filmidir.
Film 1980 yapımı. Yönetmeni David Lynch.
Sir Frederick Treves'in The Elephant Man and Other Reminiscences ve Ashley Montagu'nun The Elephant Man: A Study in Human Dignity adlı kitaplarından uyarlandı. Senaryosu Christopher de Vore ve Eric Bergren’e ait.
Filmde :
John Hurt : john merrick
Antony Hopkins : dr. Frederick Treves
Anne Bancrof : Bayan Kendal
John Gielgud : carr gomm (hastane yöneticisi)
Wendy Hiller : başhemşire Motherhead
Rol almışlar.
Müziği john Morris tarafından yapılmış. Ve Filadam makyajını J.Merrick’in hemen ölümünün ardından alınan alçı kalıba uygun olarak Christopher Tucker yapmıştır.
1860 li yıllarda yaşamış olan Joseph Merrick’ in hayatını konu alır. Yalnız senaryo bazı konularda ve kronolojik olarak gerçek hayat hikayesinden biraz farklıdır.
Victoria dönemi doğu londrasının koyu kasvetli havasını daha iyi yansıtmasından dolayı film Siyah- beyaz çekilmiştir. Ayrıca yapılan makyajın daha gerçekçi durmasını sağlamıştır.
Film bir sirkte “fil adam” olarak freak show da teşhir edilen iyileştirilemeyecek vücut kusurları bulunan John Merrick ile Dr. Treves’ in karşılaşmasını ve hastaneye yatırılmasını anlatır.
Kısaca böyle..
Farklılar..
ya onlardan kaçarız, görmek istemeyiz, görmeyeceğimiz bir yerde tecrit ederiz ya da teşhir ederiz, sergileriz.
Normal nedir?
Bir şeyin normal sayılabilmesi için kaç kişide olması gerekir?
Hangi hakla ve hangi normallikle kendinden “farklı” olana “anormal” diyebilir bir “insan”?
Filmin ilk sahnelerinde doktorun ameliyathanede kullandığı bir cümle dikkatimi çekti. Sanayi devrimi sonrasında insan gücünün yanı sıra makinelerin de kullanıldığı dönem. Ve iş kazalarının artmaya başlaması.
- Bu makina kazalarından çok görmeye başladık, Bay Hobges.Bu makineler korkunç şeyler.Ruhsuz ve mantıksızlar.
Burada makine kullanımının yaygınlaşmasına ve bunun sonucu olan kazalara bir eleştiri olduğunu düşünüyorum.
Daha sonraki sahnelerde Doktor J. Merrick’ i görmeye gider. Onu bir tıp toplantısında sergilemek istemektedir.
“sahibi siz misiniz?”
Doktorun bu cümlesinden Merrick’ i bir insan olarak görmediğini anlıyoruz.-her nekadar ileri sahnelerde ona yardım etmişte olsa- ayrıca Bytes’ ın doktora “Değiş tokuş ettiğimiz sadece para değil..., Birbirimizi çok iyi anlıyoruz, arkadaşım.” Demesi de bu düşünceyi destekler görünmektedir.
Hayatı boyunca aşağılanmaya, hakarete ve hatta teşhir edilirken dayağa maruz kalmış olan Merrick, kişilerin sadece emir vermesi ile hareket eder. film boyunca çoğu zaman bir şeyi yapması için emir verilmesini beklemektedir. Bunu sirk sahnesinden sonra ilk olarak hastaneye geldiğinde görürüz. Kendisini içeri çağıran doktora tepki vermezken, başhemşirenin yüksek tonla içeri girmesini buyurması ile içeri gider.
Doktorun Merrick ile görüşmesi sırasında
Ve bir kez daha bu defa doktor tarafından bir tıp toplantısında sergilenir.
- Akıl durumu hakkında herhangi bir açıklama yapmadın (müdür Gomm)
- O doğuştan geri kalmış.Tamamen aptal biri. (dr. Treves)
-Umarım öyledir.(müdür gomm)
Bu diyalogla da keşfettiği fiziksel bozukluğu tıp kongresinde tanıtmanın gururunu yaşayan, sadece “ şey” olarak gördüğü Merrick’ in ruh durumunun Dr. Treves’in hiç umrunda olmadığını anlıyoruz. Ve toplantının ardından Merrick geri sirke gönderilir. Kronik bronşiti yüzünden ve ayrıca Bytes tarafından dövülmesi ile durumu ağırlaşan Merrick ile doktorun yolu bir daha kesişir.
Filmde hastanede Merrick’e iyi bakıldığı ve abartılı tavırlarla onda olan deformasyon hiç yokmuş gibi davranılıyor. Bu abartılı hareketler de aslında farklılığın daha çok göze batmasını sağlıyor.
Bunu bir sahnede Bytes’ ın doktora söylediklerinden anlayabiliriz.
“- Benden iyi olduğunuzu mu sanıyorsunuz? O ucubeyi istiyordunuz doktor arkadaşlarınıza gösterip,kendinize bir isim yapmak için.”
Ve doktorun başka bir sahnedeki diyalogda belirttiği gibi:
“Bay Merrick'i bir meraka dönüştürdüm. Bu sefer lunapark yerine hastanede.
Adım sürekli gazetede... ve göklere çıkartılıyorum.Hastalar artık sadece beni istiyorlar. Neden bunu yaptım? Ben iyi biri miyim, yoksa kötü müyüm?”
Ve onu ziyarete gelip, yardım etmek insanlar hakkında başhemşire Motherhead
“Bu tip insanların ziyaretlerine niye izin verdiğinizi anlayamıyorum Ama efendim, yüzlerindeki tiksinme ifadesini gördünüz. John umurlarında değil. Sadece arkadaşlarına hava atmak istiyorlar.”
Diyerek insanların ikiyüzlülüğü ile birlikte John’ u sirkte görmeye gelenlerle hastanede görmeye gelenlerin tamamen aynı amaçla geldiğini belirtir.
Hastane müdürü ve Dr. Treves’ in yardımları ile Merrick’ in hastanede ömür boyu kalmasına karar verilir.
Ama tabi ki her durumdan kendine bir kazanç çıkarma isteği olan insanlar heryerde bulunur. Ve hastanede de herkes gittikten sonra orda çalışan bir bekçi de Merrick’ i “göstererek” para kazanmaya başlar. Ve bir karışıklıkta Bytes tekrar Merrick’ i alır ve sirkle birlikte Avrupa ya götürür. Merrick’ in tek isteği Londra’ ya ve hastaneye geri dönmektir. Sirkten kaçar ve geri döner.
Film boyunca etkileyici bir çok sahne var. Fakat en önemli sahneler : Merrick’ in Dr. Treves’ in evine yaptığı ziyaret sırasında Dr. Treves’in karısı Anne’nin Merrick ‘ i ilk gördüğü andan yüzündeki ifadeyi zorla değiştirip kendini gülümsemeye zorlayarak onu içtenlikle kabul etmesi karşısında Merrick’ in ağladığı sahne- “Alışık değilim güzel bir bayan tarafından iyi davranılmaya.” Der Merrick.-
Bir diğeri doktordan kendisini tamamen iyileştirmesini istediği ve Aldığı olumsuz yanıt üzerine “ ben de öyle düşünmüştüm” dediği andaki umutsuzluğu, Bayan Kendal’in kendisine hediye ettiği fotografını annesinin fotografının yanına koyduğu sahnede karşılıklı Romeo ve Juliette’den replik okumaları ve hastaneye dönüş yolunda sadece görmek için çevresini saran insanlara karşı "Ben hayvan değilim, ben bir insanım" dediği sahnedir.
Burada bir not daha düşmek isterim. Doktorun evini ziyaret sırasında Merrick çocukların resmini görür ve nerde olduklarını sorar. Benim yüz ifadelerinden doktor ve karısının birbirlerine “ acaba kırmadan nasıl bir açıklama buluruz” bakışlarından anladığım kadarı ile çocuklar o gün evden özellikle gönderilmişlerdir.
Burada yanıtlayamadığım konu neden? Çocuklar acımasızdırlar, yapmacık olamazlar ve akıllarına ilk geleni düşünmeden söyledikleri için mi? Yoksa ailenin çocuklarını “farklı” olandan korumaya çalışması mı?
Çocuklara ilk öğretilen konulardan biridir “diğerleri”. kendinden farklı olduğuna inandı(rıldı)klarını çevresinden uzaklaştırıp kendi gibi gördüklerinden bir çember oluşturur kendine. Yan yana oturdukları arkadaşlarını önce maddi durumlarına göre ayırmayı öğrenir. Daha sonra ise dini ve ait oldukları millete göre ayırmaya başlar.
“hemşerim memlekete nere?”
Hastanede Merrick’ e ayrılan odada karakalem tablolar vardır. Bu tablolarda yataklarında huzurla uyuyan insanlar tasvir edilir. Ve filmin ilk sahnelerinden itibaren Merrick’ in normal yatamadığını, sürekli oturur vaziyette uyuduğunu görürüz. Bu tablolar filmin son sahnesini hazırlayan unsurlardır. Daha önce hiçbiryere ait olamamış Merrick’ in “ev” olarak görebileceği bir yeri vardır. “arkadaş” diyebildiği insanlar vardır çevresinde. Ve çok sevdiği halde gidemediği tiyatroya gidebilmiştir. O artık normaldir. Ve tablolardaki insanlar gibi huzurla uyuyabilecektir. Ve uyur.
Gene ilk sahnelerde tıp konferansı sahnesinde henüz akıl sağlığı ile ilgili bir bilgiye sahip olmayan( ya da aslında akıl sağlığı ile hiç ilgilenmeyen) doktor Treves Merrick’ i teşhir ederken “genital organların” normal olduğunu vurgulayarak söyler. İlerdeki sahnelerde Merrick’ in zeki olması ve nazik olma sebebinin cinsel yönden kendini bastırıp (ki dış görünüşü yüzünden) başka konularda başarılı olarak yer edinmek istemesini anlatmak istenmiş olabilir. Burada da akla bilindik o eski iddialar geliyor.
“çirkinler okuyarak yahut öğrenerek eksikliklerini zekaları ile tamamlamaya çalışır”
Film ve kitapta (dr Treves’ e ait olan) ismi John Merrick olarak geçer fakat gerçek adı Joseph Merrick’tir. Ve hayatını sürdürebilmek için çalışabileceği iş bulamayınca sirk’ te kendini sergilemek kendi fikridir. Aslında kendi isteğiyle bile olsa bundan başka çaresinin kalmaması düşündürücüdür.
Merrick ile aynı dönemlerde başka filmlere konu olan bir kişi daha vardı.
Karındeşen Jack…
Onun da hedefi toplumdaki “farklı” olanları öldürmekti. O yıllarda da (ne yazık ki günümüzde de) hayatlarını vücutlarını satarak kazanan insanlara karşı acımasız bir tutum vardı.
Kendinden farklı olanı insan yok etmek ister, farklı olduğu için kendine zarar verebileceğini düşünür. Farklı olana hareket imkanı tanımamak için çevresini sarar. Farklı olana sadece gözünün önünde kontrol edebildiği sürece yaşama hakkı verir.
Dünya tarihinin en kanlı dönemlerinde katledilenler hep farklı oldukları düşünülen insanlardı. Dini farklı diye, düşünceleri farklı diye, yaşama tarzı farklı diye, dış görünüşü farklı diye, dili farklı diye, rengi farklı diye ve bedeni farklı diye..
Yıkıcıyız..
Çoğu zaman annesi tarafından bile terk edilir farklı olanlar. Ve farklı olarak yaşamasındansa ölmesini dileyen insanların olduğunu da gerçektir. Doğduğu andan itibaren en büyük hakkı olan yaşam hakkını bile “farklı” olana çok görmelerini “acıma” kisvesi ile haklı çıkarmaya çalışırlar.
En katlanamadığım ikiyüzlülüktür bu..
Filmde bir diğer konuda Merrick’te bulunan genetik bozuk için toplum içinde hatta bence ailesi tarafından da inanılan bir olaydır. Annesi ona dört aylık hamile iken bir filin saldırması ve filden korkması yüzünden çocuğun bu şekilde doğması..bu tarz durumlarda aile kendinde, kendi doğasında o çocuğun farklı doğmasına neden olacak parçaları ( genetik kodlar) taşıdığını kabul etmek istemez. Çünkü kabul etmesi her ne kadar kendi görünüşü normal olsa da( kime göre neye göre) içinde o varlığı taşıdığını da kabul etmesi demektir. Bu yüzden her toplumda bu tarz doğumlarda benzeri hikayeler üretilir. Bir çocuğun halk arasında “tavşan dudak” olarak bilinen genetik bir bozuklukla doğması, annenin hamile iken tavşandan korkması şeklinde açıklanır. Ya da vücut lekeleri.. vücudunda kırmızı lekelerle doğan çocuğun annesinin canı ona hamile iken çilek istemiş şeklinde anlatılır.
1981 yılında film sekiz dalda oscara aday gösterildi fakat ilginçtir ki bir tane ödül bile alamadı. Ne yazık…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder